Monica De Maurëll 5. Sınıf Öğrencisi
Mesaj Sayısı: 3 Kayıt tarihi: 17/06/09
 | Konu: Monica De Maurëll Çarş. Haz. 17, 2009 6:53 pm | |
| Monica *Elle* De Maurëll İsveç, 12 Mart. Özgeçmiş;
| Spoiler: | | |
12 Mart 1956 günü, saat 02.14’da İsveç’in Kiruna kentinde bir malikâne. Tavan ve duvarlardaki parlak lambalardan süzülen ışığın aydınlattığı tertemiz oda kızıl saçlı bir kadının haykırışlarıyla inlemekteydi. Evin hizmetçileri birlik olmuş, kadının doğum yapmasına yardım ediyorlardı. Biri yeni ve temiz bir havlu getirirken diğeri kanlanmış ve pis bir havluyu götürüyor, birkaçı da kadının doğum yapmasına yardım ediyorlardı. Bu sırada dışarıda karısını bekleyen vampir ise kanın kokusuna dayanamıyordu ayrıca çocuğunu ve karısını merak ediyordu. Hizmetçilerden biri çıkmamak ve dış dünyayla bağlantı kurmamak için direnen bebeği çıkartmayı denerken diğeri kadının terleyen alnını havlularla siliyordu. Hizmetçi, bebeğin çıkmayacağını anladığında ise kadının feryatları daha da büyüyor ve gözlerinden birkaç damla yaş süzülüyordu. Ya bebek ölecekti, ya da kadın… Ancak karar çabuk verilmeliydi aksi takdirde seçim şansı kalmayacaktı. Gözleri büyüyen kadın hizmetçiye baktı ve ‘’ Çıkar onu! ‘’ diye haykırdı adeta. Hizmetçi ise üzüntüyle bir kadına bir de bebeğe bakıyordu. Kadının haykırışları çoğaldıkça bebeği seçtiğini anlamıştı kadının. Üzüntüyle kadının karnını kesti ve bebeği çıkardı. Daha çok ağlayan bebeği son nefeslerini veren annesinin koynuna verdi ve birkaç santim geri çekildi. Aklında kalan tek şey ise kadının, bebeğini öptüğü ve onu sıkıca sarılıp sağ eline bir künye taktığıydı. Acı çekmesine rağmen gözlerinin için gülüyordu adeta. Bebeğiyle son kez vedalaştı ve ağlayarak yaşama gözlerini yumdu. Hizmetçi, bebeğin haykırışlarına aldırmadan onu babasının kucağına verdi ve babaya acı haberi verdiğinde gözlerinin dolduğunu hissetti. Ben ise sadece minicik ellerimle babama vurmaya çalıştığımı hatırlıyorum, annemden ayırmışlardı beni. Neden? Sonuçta o benim annemdi ve ben anneme tekrar dokunmak istiyordum. Babam ise sımsıkı sarılmış belki de teselli etmeye çalışıyordu beni.
26 Haziran 1960. Dört yaşındayım ve henüz bazı şeyleri kavrayabilmiş değilim. Oldukça güzelim ve beni her gören bana büyük ilgi gösteriyor. Saçlarım omuzlarımda küt kesilmiş, gözlerim yeşil. Gecenin ilerleyen saatlerinde yatağımda kahverengi ve tüylü ayıcığımla konuşurken aşağıdan gelen bazı sesler duyuyorum. Ayacığa melodi gibi sesimle ‘’ Beni burada bekle, geleceğim ‘’ dedikten sonra koşarak babamın yanına gidiyorum ve biraz arkasından kapıdaki diğer insanları inceliyorum. Benim gibi küçük bir kız çığlık atıyor ve babamdan korkuyordu ama neden ki? Yaşıtım veya benden biraz büyük olan kızın da benim gibi beyaz bir teni vardı, oldukça güzeldi. Kızıl-kahve saçları dağınıktı ancak oldukça hoş duruyordu. Gözleri ise yeşildi, tıpkı benimkiler gibi. Ben kızı incelerken babam beni fark etmiş olacak ki bana dönüyor ve o kızı gösteriyordu. Ardından sıkıca sarıldı ve sağ yanıma küçük bir öpücük kondurup karanlıkta kayboldu. Annemi kaybettiğim gibi babamı da kaybetmiştim işte. Gözlerimden yavaşça süzülen yaşlar yanaklarımdan akıyor ve ellerime geliyordu. O sırada büyük kadının elini bırakan kız bana yaklaşıp bana sarıldı. Onu çabuk sevmiştim, sıcaklığını hissettiğimde ben de var gücümle ona sarılmıştım. O sırada büyük kadın adının Gemma olduğunu öğrendiğim kıza ve bana seslendi. Büyük kadın ‘’Monica ve Gemma’’ ve duraksadı ardından ‘’Haydi gidiyoruz’’ dedi.
Devam edecek ~
|
* Ailenin ayrıntıları belirlenmedi.
Rpg;
| Spoiler: | | | Slytherin Kızlar Yatakhanesine normal bir insandan çıkması beklenmeyen, topuklu ayakkabıların uzun topuklarının yere sürtmesi sonucu oluşan bir gıcırtı hâkimdi. Bir o yana bir bu yana koşan makyaj yapmış ve süslenmiş kızlar çoğu kişinin eğlence kaynağı gibi dururken Claire onların neden süslendiğini merak etmişti. Pencereden içeriye süzülen güneş ışıkları oturduğu yumuşak koltuktan kalkmasının sebeplerinden biriydi. Moru andıran bir renkte olan terliklerini ayağına geçirdi ve hızlıca dolabına yöneldi, elleriyle dolabın kabağını açtı ve üzerindeki pijamalardan kurtulmak adına içerideki rengârenk kıyafetlere göz gezdirdi. İçlerinden fazla parlamayan, kısa kollu, üzerinde hiçbir desen olmayan mavi bir t-shirti ve dizlerinin biraz yukarısında kalan kot şortu seçti. Üzerindeki pijamaları çıkarmasıyla elinde tuttuğu diğer kıyafetleri giymesi bir oldu. Elleriyle üzerindeki tozları temizledi ve aynanın karşısına geçip bozulan saçlarını taramaya koyuldu. Tarama işleminin sonlaması üzerine eline geçirdiği çubuk şeklindeki iki tokayı saçlarının kenarına taktı ve fazla abartılı olmaması dileğiyle aynada kendine son kez bakıverdi. Aynada kendisine bakmasının ardından yatağının kenarında bulunan çantasını koluna taktı ve yatakhaneden ayrılan bir kızı takip etmeye başladı. Elinde tuttuğu asası karanlık koridoru bembeyaz bir ışıkla aydınlatırken, Claire ayaklarının onu nereye götüreceğini merak etmeye başlamıştı. Uzunca yürüdükten sonra takip ettiği kız grubunun Mızmız Mrytle’in tuvaletine yöneldiğini fark ettiğinde hafifçe duraksadı ve içeriye göz gezdirmenin o anda yapması gereken en akıllıca iş olduğunun ayırtına vardı.
Tuvaletin en dibinde uzunca bir yemek masası duruyordu ancak yemek masasının üzerinde duran meşrubatlar, pastalar, çörekler ve börekler büyük yemek masasından daha çok ilgi görüyor gibiydi. Yiyecekler ve içeceklerle tamamen kaplanmış masanın biraz yanında ne olduğu tam kavranamayan bir cisim vardı, muggleların kullandığı aletlere benzeyen bir aletti ancak muggle aleti olmadığını tahmin ediyordu Claire çünkü bu tür partilerde, hatta Hogwarts’ta yapılan hiçbir partide muggle aletleri kullanılmamıştı. Zemin renkliydi ve üzerinde zeminin rengiyle uyumlu renkte, düzenle yerleştirilmiş yastıklar bulunmaktaydı. Her şeyden daha çok göz çarpan ayrıntı ise duvarların şeffaf bir örtüyle kaplıymış gibi gözükmesiydi. Ortamın hoş olduğuna kanaat getiren Claire, içeri girmeyi uygun gördüğünden dikkat çekmeyen tavırlarıyla içeriye girdi. Çok fazla kişi var denemezdi yine de normal sayıda kişi mevcuttu ve artacağından emindi Claire. Taraf ve bina ayrımcılığını pek sevmediğinden dolayı tanıdığı birileri gelene kadar Paula ve arkadaşlarının yanına gitmeyi uygun gördü. Onlara doğru ilerlerken masadan aldığı kaymakbirasını yudumladı ve tanımadıklarıyla tanışmak adına elini onlara doğru uzattı, kendini tanıttı. Ardından Paula’yla daldıkları koyu sohbetin sonunun gelmeyeceğini gördüğünden büyük bir sevinçle sohbetin devamını getirmeye uğraştı çünkü Paula ile yaptıkları sohbetleri seviyordu.
|
En son Monica De Maurëll tarafından Perş. Haz. 18, 2009 8:40 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
Elizabeth Miller Şifacı

Mesaj Sayısı: 53 Kayıt tarihi: 16/02/08
 | Konu: Geri: Monica De Maurëll Perş. Haz. 18, 2009 8:25 am | |
| |
|
Monica De Maurëll 5. Sınıf Öğrencisi
Mesaj Sayısı: 3 Kayıt tarihi: 17/06/09
 | Konu: Geri: Monica De Maurëll Perş. Haz. 18, 2009 8:46 am | |
| Fiziksel Özellikler; Tanrı'nın beğenerek yarattığı yüzü, ipek gibi açık kumral saçları ve ablasından biraz daha uzun boyu vardır. Bembeyaz bir tene ve zarif bir vücuda sahiptir. Vücudu çoğu kızı çatlatacak derecede biçimli ve hatları belirgindir. Süslenmeyi sevmez ancak bakımlıdır, mimikleriyle insanları cezbedebildiği gibi istediği zaman güzel rol yapmayı çok iyi becerir. Güzelliğinde yarı vampir oluşunun da etkisi vardır. Harika bir burna ve göz biçimine sahiptir. Burun yapısı ablasına benzemektedir. Saçları omuzlarını aşıp, beline doğru gelmektedir. Saçları kat kat kesilmiştir ve oldukça ipeksidir. Elleriyle saçlarının şeklini değiştirmeye bayılır. Sağ yanağında annesinin hediyesi olan ufak bir beni vardır. İsteseniz de istemeseniz de sizi kolayca etkisi altına alabilecek bir güzelliğe sahiptir.
Kişisel Özellikler; Monica her zaman planlı bir kızdır, böylece bazı şeyleri kolay kolay unutmaz ve hayatını düzenli olarak yaşar. Planlı olmanın verdiği bir avantaj da pratik zekalı olmasıdır. En kötü zamanında bile o kötü zamandan çıkabilmek adına fikirler üretmekten hoşlanır. Ayrıntıları sevmez ancak yeri geldiğinde onları asla gözardı edemez. Kolay sinirlenmez ancak sinirlendiğinde sakinleşmesi zaman alır. Yeteri kadar düşünmeden pişman olacağı işlere asla kalkışmaz çünkü sonunun kötü olacağını daima bilir. Hayal kurmayı sever ancak asla hayal dünyasında kaybolup gitmez. Titiz ve düzenlidir. Odasının kirletilmesini ve odasına izinsiz girilmesini sevmez. Gizlilik onun olmassa olmazıdır. İnsanları en ince ayrıntısına kadar tanımaktan hoşlanır ancak kendi sırlarının ortaya dökülmesinden hoşlanmaz. Herkesin içinde başkalarının kusurlarını söylemekten büyük zevk alır ancak kendi kusurlarının farkedilmesi Monica için her zaman kaybediş anlamına gelir. Maceralara atılmayı sever, cesurdur ancak hiçbir zaman yürekli bir aslan olamamıştır. Dedikodulardan ve dedikodu yapanlardan iğrenir. Müzik onun hayatıdır. Annesinden kalan kemanını çalarken çoğunlukla kendini kaybeder. Büyükbüyükannesinden miras kalan iksir yeteneğine sahiptir. Kitaplar onun olmazsa olmazıdırlar, her zaman çantasında bir kitap taşır ve sürekli kitap okur. Tüm günün yorgunluğunu atmak adına sessizliğe ve sessiz ortamlara bayılır çünkü yorgunluğunu sadece bu şekilde atabilmektedir. Quidditch onun en büyük hobilerinden sadece bir tanesidir. Birilerini ikna etmeye çalıştığında bu fazla zaman almaz, ikna kabiliyeti yüksektir. İnatçıdır, kafasına koyduğu her şeyi yapmaktan asla çekinmez. Öğütlerden ve kendini bilmişlerden hoşlanmaz. Özgürlüğüne düşkündür, özgür olmamaktansa ölmeyi tercih eder. |
|
James C. Delacardiné Sihir Bakanı

Mesaj Sayısı: 9 Kayıt tarihi: 18/06/09 Rpg Partneri: Angélique <3 Dünyalar güzeli karım ve çocuklarımın anası
 | Konu: Geri: Monica De Maurëll Perş. Haz. 18, 2009 6:38 pm | |
| |
|